Sektörümüz sayısal olarak çok kalabalık değil

Bizdeki kayıtlara göre tüm Türkiye’de irili ufaklı firma sayısı 493  bunların 122 adedi dolum tesisi.

Hepiniz biliyorsunuz, 5- 10 yıl önce 5 – 10 firma bir araya gelip sorunlarını tartışamazdı 

Bugün bu kadar meslektaşın bir araya gelmesi gerçekten azımsanmayacak başarıdır.

Duyarlılığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyor ve hoş geldiniz diyorum.

İnanınız önümüzdeki yıllarda katılımcı sayımız daha da artacak ve birçok sorunu bizler kendimiz çözeceğiz ve firmalarımızın geleceğine kendimiz yön vereceğiz..

Bugün burada,  çok önemli şeyler konuşacağız çoğu konuda mutabakata varacağımızı umuyorum.

Ama önce bu günlere nasıl geldik sizlere hatırlatmak istiyorum.

2008 yazında bir gün internette gezinirken Sanayi Bakanlığı tarafından hazırlanmış ve görüşleri alınmak üzere ilgili kuruluşlara gönderilmiş bir  tebliğ taslağı gördüm.

İncelediğimde taslağın bir çok haksız uygulamalar içerdiğini gördüm. Hemen Sanayi Bakanlığına müracaat ettim. Süre geçmiş olmasına rağmen itirazımı dikkate aldılar ve önerdiğim birkaç kişi ile birlikte

beni Ankara’ya davet ettiler Ankara’da 29 Temmuz 2008 de itirazlarımızı tekrar yineledik. O günkü toplantıda bugün de aramızda olanlar var.

Sadullah Zadeoğlu ve  Yakup Çölkesen

Bakanlık yetkilileri, Ertesi günü 30 Temmuzda üretici sıfatındaki firmalar ile toplantı yaptılar.

Görüş birliği sağlanamadığından çıkacak olan tebliğ bir süreliğine askıya alındı.

29 Temmuzdaki toplantı esnasında Bakanlık yetkilileri,

Bunlar önemli hususlar ama karşımızda bir muhatap bulamıyoruz.  Bu yüzden küçük firmaların görüşlerini alamıyoruz dediler ve benden bu işi organize etmemi yani bir dernek kurmamı istediler. İşte Gazder bu görüşmeden sonra 27.08.2008 de kuruldu.

Yaptığımız ilk büyük organizasyon 26.01.2009 da Ankara da gerçekleştirdiğimiz konferans oldu. Konferansımıza büyük katılım oldu ve konferansta hem sağlık ve hem de sanayi Bakanlığı ile olan sorunlarımızı dile getirdik.

Özellikle o gün gündemde olan tebliğ taslağındaki olumsuzluklara dikkat çektik. Her iki Bakanlık yetkilileri de bizi dinlediler ve Bakanlık görüşlerini anlattılar. O gün gündem de olan taslakla, bugün gündeme gelen taslak hemen hemen birbirinin aynıdır.

Eski taslak 28 maddeden oluşuyordu yenisi de 28 madde.

Ufak tefek değişiklikler olmakla beraber,  amaç aynı.

Demir Çelik fabrikaları tarafından üretilen likit gazların spot piyasaya satışına mani olmak ve bağımsız çalışan dolum tesislerinin kapatılması.

Sadece  ifade değişik, fakat yenisi daha ustaca yazılmış ve ana amaç cümleler içine saklanmış. Biz eskisini bir yana bırakarak yenisi üzerinde görüşeceğiz.

3 Şubat 2011 de Ostim de 20 kişinin ölümü ve çok sayıda insanın yaralanması ile  neticelenen müessif kazadan sonra resmi makamlar çok daha titiz davranıyorlar.

Sanayi bakanlığı  sınai ve tıbbi Gazların üretimden tüketime her safhasında  güvenlik tedbirlerin yoğunlaştırılması istemektedir.

Hiçbir firma, Ostim’deki kazaya benzer bir olay yaşamak istemez.

Gazder olarak bizde güvenlik önlemlerinin arttırılmasına tamamen kalıyoruz.Ama,ortaya büyük boyutlu sorunlar çıkıyor.

İşte bu gün burada bu sorunları ve çözüm yollarını tartışacağımız. Burada görüştüğümüz ve mutabakata vardığımız konuları rapor halinde Sanayi Bakanlığına sunacağız.

Tebliğ taslağı derneğimize intikal ettikten sonra özellikle dolum tesislerine bir duyuru yapıp taslak üzerindeki görüşlerini sorduk. Gelen cevaplar hemen hemen aynı idi, gelen cevapları da dikkate alarak hazırladığımız itiraz ve önerilerimizi içeren raporu Sanayi bakanlığında bizzat Sanayi Genel Müdürü Sn Süfyan Emiroğluna yazılı olarak verdik önemli konuları  şifahen de dile getirdik. Sn. genel Müdür, izah ettiğimiz konuların  tebliğ yeniden yazılırken dikkate alınacağını söyledi. Sizlerden gelen bugünküne benzer genişletilmiş  toplantı talebini  de kendisine ilettik.

Süfyan Bey, bugün olduğu gibi, toplantıyı biz bize yapmamızı ve çıkan sonucu rapor olarak vermemizi istedi.

Bu günkü görüşmelerden sonra mutabakat sağladığımız konuları Sanayi Bakanlığında,   üretici ve diğer katılımcılar ile birlikte yapılacak toplantıda dile getireceğiz.

Tebliğ işte bu toplantıdan sonra son şeklini alacak. Bu nedenle bugünkü görüşmeler önem arzediyor.

Gazder’in 04.08.2011 de Bakanlığa verdiği itirazlarımız  ve önerdiğimiz çözüm yollarını  anlatan yazısını dosya olarak girişte sizlere dağıttık.

Dosyada altı çizgili kısımlar, Gazder’in  itiraz ve değişiklik önerileri ile bunların gerekçeleridir. Normal yazılar orijinal taslaktır.

Arkadaşlar, Bu sektöre yıllarını vermiş, geçimini bu işten kazanan firma sahipleri olarak tebliğ çıkmadan önce mutlaka bir şeyler yapmalıyız.

Eğer her şeyi oluruna bırakırsak emin olun çok kısa bir süre sonra buradaki firmaların çoğu ya kapanacak yada istemedikleri bir mukaveleyi kerhen imzalayarak daha aza razı olacaklardır.

Tebliğ taslağının maddelerini, öğleden sonra tek tek inceleyecek ve değiştirilmesini istediğiniz konuları not edeceğiz.

Kısacası bu gün bu toplantıda yapacağımız çalışma ile  firmalarımızın geleceğine yön vereceğiz.

Biz önceden de söylediğim gibi bu toplantıda alınan neticeleri yazılı  bir rapor haline getirecek ve Bakanlık nezdinde müdafaa edeceğiz.

Ben, elinizdeki dosyada gördüğünüz bazı  yeni kavramlar ve yeni taleplerimiz üzerinde konuşacağım.

Tebliğe BİRLİK tanımın ilave edilmesini istedik. Bu konuda sizlerin de yorumunu duymak istiyoruz.

Birlik nedir ?

Birlik , halen bir üreticinin  bayi olan yada bağımsız çalışan gaz firmalarının oluşturduğu bir tüzel kişiliktir.

Birliğin iki türlü üye veya ortağı vardır

-         Aktif ortak

-         Potansiyel ortak

Aktif ortak, birliğin dolum veya dağıtım bayisidir.

Potansiyel ortak ise, Birlik dışındaki bir üreticinin bayisidir. Birlik onlar için bir nevi sigortadır. Kendilerine her an açık bir kapıdır.

Niçin Birlik kurulmasını istiyoruz.

Halen bir üreticinin, dolum bayisi olan firmalar. Mukavele dönemleri geldiğinde önlerine konulan mukaveleyi imza etmek zorunda kalıyorlar.

Neden ? Çünkü, başka alternatifleri yok. Üretici şirkette bunu bildiğinden

Mukaveleye çok ağır şartlar koyuyor. Normal şartlarda asla imza etmeyecekleri bu mukavelelere kerhen imza atıyorlar.

Oysa, bayiinin önünde bir alternatif olsa, kendisine her an açık bir kapı olsa  üretici firma mecburen çoğu konuda taviz vermek zorunda kalacak.

Şartlar bayi için  bugünden daha iyi olacak.

Birlik, bağımsız dolum firmaları için de pek çok avantaj getirecektir.

Biliyorsunuz Demir Çelik Fabrikalarının sürekli bir endişesi vardır.

Arıza anında gaz bulamazsam ne yaparım. Sırf bu endişe yüzünden üretici firmalara taviz verirler.

Birlik bir değil birkaç DÇF sı ile likit anlaşması yaparak havuz sistemi sayesinde DÇF fabrikalarının bu endişesini giderecektir.

Birlik ,Bağımsız dolum tesislerine göre çok daha avantajlı ve daha sürekli likit alacaktır.

DÇF larının duyduğu tedarik  endişesi,  daha büyük oranda bağımsız dolum tesislerinde de vardır. Onlarda sürekli olarak likit bulamazsam ne yaparım endişesini duyarlar ve bazıları sırf bu yüzden daha pahalı olmasına rağmen bir üreticinin bayisi olmayı tercih ediyorlar.

Elbette haklılarda çünkü;

Bir gaz firması gaz bulamadığı durumlarda 3 gün içinde müşteri kaybetmeye başlar. Bu durum 15 gün devam ederse firma kepenkleri indirmek zorunda kalacaktır.

Bir çok kaynaktan likit alabilen Birlik bu sorunu çözecektir.

Birlik, prensip olarak çok küçük karlarla çalışacağından birliğin dolum tesislerine ek olarak getireceği hiçbir yük olmayacaktır.

Elbette biz sektördeki tüm firmalardan, birliğin bayisi olmalarını beklemiyoruz. Böyle bir talebimiz  yok

Herkes hangi üreticinin bayisi ise ve  şartlar uygunsa, aynen devam etsin istiyoruz.

Ancak birliğe potansiyel ortak olsunlar, birliğe destek versinler. Bir gün Birlik onlar içinde çözüm  yolu olacaktır.

Birlik sayesinde, firmalar eskiye oranla daha karlı çalışma ortamında olacaklardır. Çünkü Birlikten gelen sinerji ile  pazarlık ve rekabet  güçleri artacaktır.

Birlik fiyatları dengeleyecek, gerekli bölgelere gerektiğinde destek verecektir.

Birlikte hiç kimsenin ortaklık payı % 1 geçmemeli hiç kimse birlik için büyük paralar ayırmamalı. Hiçbir ortağın birliğin idaresine müdahalesi olmamalı Birlik profesyonel bir kadro tarafından tarafsız olarak yönetilmelidir.

Çıkarılacak tebliğde, üretici gaz  şirketlerine tanınan tüm hakların aynen üretici imiş gibi Birliğe de tanınmasını istiyoruz.

İlk günlerde birliğin faaliyete başlaması  ve bağımsız dolum tesislerinin

Haklarının korunmuş olması için bu şarttır.

Ancak; Birlik, sadece DÇF ları ile işbirliği yapmayacaktır.

Birlik kendisi de hava ayrıştırma tesisi kurabilir.

Fabrika yer seçiminde iki kriter göz önüne alınır.

Kurulacak  fabrika ya hammadde kaynaklarına yada tüketiciye yakın olmak zorundadır.

Bizim hammadde kaynağımız her yerde hazır. Biz sadece tüketiciye yakın olarak bir çok avantaj sağlayabiliriz. En başta geleni ise nakliye giderlerinin önemli ölçüde azalmasıdır.

Birlik olarak, küçük kapasiteli bölgesel ASU ‘lar kurulabiliriz.

Bunun için teşvik çıkarabilir, yurt dışından leasing yolu ile tesis getirebilir,  yada uygun kredi bularak kendimiz doğrudan  veya yabancı bir gaz şirketi ile ortaklaşa fabrikalar kurabiliriz.

Bir ASU enaz 2 yıllık bir zaman da gerçekleşiyor. Bugün başlasak 2 sene sonra faaliyete geçebiliriz

Elbette fabrika kurmaya karar vermek bu toplantının  konusu değil, hemen bir karar alalım demiyorum.  Ben sadece seçenekleri önünüze seriyorum.

Karar vermeden  konunun esaslı bir şekilde incelenmesi lazım

Biz ilk iş olarak,

DÇF larını ikna edip ana sözleşmelerindeki esas faaliyet konuları arasına Sınai ve tıbbi gaz üretim ve satışı maddesini koydurmalıyız.

Kısa vadede bu yapılmalıdır. Spot piyasadan likit alan arkadaşlardan, likit aldığı  fabrikaları bu konuda ikna etmelerini istiyoruz.

Birliğin önündeki bir diğer alternatif:

Blok olarak hareketle  Messer veya Air Liquid’in bayisi olmak. Her iki şirketinde bayiye ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Birlik üyeleri adına yapılacak toplu pazarlıkla, bireysel imkanlardan çok daha iyi imkanlarla bunu sağlayabiliriz.

Biliyorsunuz Air likid Petkimi devraldı, Polatlıda da yeni bir ASU kurmayı planlıyor. Yani bizden gidecek bir teklif onların çok hoşuna gidecektir.

Bugünlerde bir İtalyan şirketi, Türkiye gaz piyasasını araştırıyor, bu şirketle görüşüp yada başka yabancı gaz üreticilerine  teklif götürerek 

Onları Türkiye piyasasına davet edebiliriz. Biliyorsunuz son yıllarda Türkiye’nin oldukça iyi bir performansı var ve birçok şirket buraya gelmek isteyebilir.

Arkadaşlar, bir malı üretmek zor değildir, zor olan satmaktır.

Dünyanın en kaliteli malını en ucuza mal etseniz satamazsanız neye yarar. Sizin  elimizdeki güç en büyük güçtür. Malı tüketiciye ulaştıran, hamallığını yapan, sizsiniz. Siz sadece üreticinin tahsildarı değil aynı zamanda iş ortağı da  olmalısınız, bayisi olduğunuz kurum sizi böyle görmelidir. Benim yüzümden zengin oldu, neyi vardı ki dememelidir.

Arkadaşlar,  herkes size hak ettiğiniz değeri vermek zorundadır.

Birlik yaratacağı sinerji ile size bu değerin verilmesini sağlayacaktır.

Bakanlık, gazın menşeini bilmek istiyor ve bu nedenle bazı kısıtlamalar getiriyor. Birlik düşüncesinden Sn. Gn. Müdüre bahsettim. Olumlu karşıladı biz hiçbir firmanın kapanmasını zarar görmesini istemeyiz. Birlik olmak makul bir düşüncedir dedi.

Birlik nasıl bir hukuki statüde olmalıdır.

Birlikler genellikle dernek statüsünde kuruluşlardır.

Gazder’in  ana sözleşmesinde yapılacak bazı değişikliklerle Gazder’e

birlik vasfını kazandırabiliriz.

Yurdumuzdaki pek çok birlik bu şekilde kurulmuştur.

Fakat, derneklerin fazla bir yaptırım gücü yoktur. Bazı küçük aktiviteler dışında Ticari faaliyette bulunamazlar,  piyasayı tanzim edici güçleri yoktur.

Bu açıdan baktığımız da  bizim dernekten daha güçlü bir tüzel kişiliğe ihtiyacımız olduğu görülmektedir.

Bu bir kooperatif şirket olabilir.

Ecza Kooperatiflerini

Taşıma Kooperatiflerini buna örnek olarak verebiliriz.

Yada bir anonim şirket.

Öncede söylediğim gibi, birliğin başarısı için hiçbir şirketin birlik üzerine hakimiyet kurmaması gerekir Biz bu oranı % 5 den % 1 çekmenin uygun olacağını düşünüyoruz.

Mukavele dönemleri yaklaşan yada yeni bayilik mukavelesi imza edecek firmalara önemli bir  önerimiz var.

Mümkünse, yapacağınız mukaveleleri en fazla iki yıl için yapın.

Çünkü önümüzdeki İki yıl içinde sektörümüzde önemli  yapısal değişiklikler olacaktır.

Özellikle de yeni mukaveleye , üretici firmayı da kısıtlayan hükümler koydurmalısınız.

Mukavelelerin çoğunu okuduğumuzda bunun bir bayilik mukavelesi değil de bir kölelik mukavelesi gibi yazıldığını görüyoruz.

Üretici Şirket, bir şehre, bir bölgeye bayilik vermiş ve bayi yıllarca orada hizmet üretmişse, belli koşullar olmadan üretici o yere ikinci, üçüncü bayilik verememelidir.Hele hele üreticinin bizzat kendisi bayisi ile rekabete girişmemelidir. Bu hususta dikkatli olunmasını istiyoruz. Önerilecek mukavelede bu konuda değişik yapılmasını  talep edin.

Bir diğer önemli konu, herhangi bir ihtilaf vukuunda, bayinin değil üreticinin defterlerinin doğru olduğu kabul edileceği mukaveleye konuyor.

Üretici firma hata yapamaz mı, kayıtları yanlış olamaz mı, bayi mutlaka hatalı mıdır ? Mukaveleye konan bu kısa cümle  ile üretici şirket peşinen galibiyet ilan ediyor.bu haksızlıktır. Düzeltilmesi gerekir.

En büyük sıkıntının, ezici rekabet ve yeterince para kazanamamak olduğunu biliyoruz.

Rekabet hukukuna ters düşmeden bu konuda bir şeyler yapılmalıdır.

Biz, müstakil bir meslek odasının ( Türkiye Gaz firmaları odasının ) kurulmasını öneriyoruz.

Her isteyen serbestçe bu piyasa girememelidir. Piyasa girmek isteyen firmaların belli vasıfları olmalıdır.

Hemen her mesleğin bir odası var, firma sicillerini tutar, üyeleri arasındaki anlaşmazlıkları çözer, eğitim çalışmaları yapar, kurslar düzenler, Devletin ilgili kurumları ile meslek hakkında istişarede bulunur, gerekli hukuki düzenlemelerin yapılmasını sağlar.

Bizim böyle bir odamız yok. Birçok konudaki eksikliğimiz bu yüzden.

Oda bu meslek için asgari şartları belirlemeli ve piyasaya yeni girecek firmaların bu şartlara sahip olmaması halinde onları kayıt etmemeli dolaysıyla bu firmalar da ruhsat almamalıdır.

Her gaz firmasının odaya kayıt mecburiyeti olmalı ve ihalelerde ticaret odası yerine kendi odamızdan alacağımız faaliyet belgesi konulmalıdır.

Halen, ihalelere girecek firma ,bir üreticinin bayisi olduğunu belgelemek zorundadır. Bu ise birçok aksaklıklara sebep oluyor ve istenmeyen neticeler doğurabiliyor. Buna ne gerek var. Dosyaya sadece Gaz firmaları odası faaliyet belgesi konulmalıdır.

Çünkü gaz firmaları odası, üye kayıt etmeden önce, firmanın yapısını, ruhsatlarını, kapasitesini , ticari ilişkilerini incelemiş olacaktır.

Oda, Sektördeki firma sahiplerine, çalışanlara eğitim ve sertifika vererek iş hayatını güvenceye alacaktır.

İhalede ille de üretici belgesi istenecekse, o belgenin o ihalenin tamamlanması için üreticiyi bağlayan, üretici taahhüdü olması gerekir.

Bizce, resmi ihale şartnamelerine “mahalli firma avantajı” konmalıdır.

Yani herhangi bir şehirde, gece gündüz hizmet eden her an hastaların, hastanelerin  acil ihtiyaçlarını karşılayan bir firmanın dışarıdan gelecek tekliflere göre % 5, % 10 gibi bir fiyat avantajı olmalı ve mahalli firma

% 10 pahalı bile olsa, ihaleyi almalıdır.

Biliyorsunuz bu avantaj ihale şartnamelerine yerli malları için konulabiliyor. Bizim işimiz özelliği olan bir iştir Mahalli firmalar için de konmalıdır. Böylece mahalli firmalar daha güçlenecek ve sektördeki standart daha süratli yükselecektir. 

Her firma ya esnaf odasına yada ticaret ve sanayi odalarından birisine kayıt olmak zorundadır. Aksi halde yasal  faaliyette bulunamaz.

Çoğumuz, Ticaret odası üyesiyiz. Soruyorum sizlere, her yıl binlerce lira ödediğimiz ticaret odalarından bugüne kadar ne hizmet aldınız.

Ticaret odası bünyesinde bir meslek grubu oluşmanın belli kriterleri vardır.

Bir meslek grubu kurulabilmesi için, kurulması düşünülen meslek grubu üye sayısının; en alt ve en üst sınırlarını söyleyeyim.

1000 ve daha az üyesi olan odalarda en az 15,

150.001 ve daha fazla üyesi olan odalarda ise en az 500 firmanın o meslek grubunda kayıtlı olması gerekmektedir.

Demek ki Türkiye’nin hiçbir bölgesinde Gaz firmaları bir meslek grubu oluşturamaz. Seslerini ticaret odaları vasıtasıyla duyuramaz.

Çünkü tüm Türkiye de faaliyet gösteren firma sayısı zaten 500 civarında

Sektörümüz kimya meslek grubu içindedir. Pek çok şehirde temsil dahi edilmemektedir.

Gaz firmaları odası kurulması bizce şarttır

Bu oda sizlere hiçbir yük getirmeyecektir. Ticaret odalarına ödemekte olduğunuz aidatların bir kısmının kendi odamıza aktarılması ile finansman sağlanmış olur. Bu paylaşım halen ticaret ve sanayi ve diğer  odalar arasında vardır.

Bir diğer önemli bulduğumuz konu tüp testleri konusudur

Halen uygulanmakta olan bir sistem var.

Sizce bu sistem başarılı mı ?

Bir firmanın yaptığı testi diğer firma kabul etmiyor. Yani doğru yapılmış bir test olduğuna güvenmiyor.

 

Piyasa da çok miktarda sahte testli tüp var.

Tüpte işaretten, testin  sahte mi gerçek mi ve  kimin tarafından yapıldığı nasıl belli olacak ?

 

Bu konuyu kesin olarak çözecek bir önerimiz var.

 

AKREDİTE EDİLMİŞ TEST İSTASYONLARI

 

Test istasyonunun akredite olması, o istasyonun tüp  testini layıkı ile yapabileceğinin işaretidir. TSE de akredite edilmiş bir kurumdur.

Akredite belgeleri, yerli bir resmi kurum olan Türkak ve Türkiye’de faaliyet gösteren diğer uluslar arası akreditasyon şirketleri tarafından verilmektedir. ISO belgesinin ne olduğunu biliyorsunuz. Test akreditasyonu da test yapılan yerde bu iş için  uygun cihazların ve personelin var olduğunu gösterir.

 

TUV Araç Test istasyonlarını buna örnek verebiliriz.

Araç muayeneleri önceden nasıl yapılıyor du şimdi nasıl yapılıyor ?

Hiçbir dolum tesisi, akredite edilmiş bir test istasyonunun raporunu red edemez.

Akredite edilmiş tüp test istasyonları, tüplerin sicillerini tutar ve bunları internette yayınlar. Dolum tesisinize tanımadığınız bir tüp geldiğinde hemen tüpün seri numarası yada test istasyonun referans numarasını girerek tüpün kime ait olduğunu ve üzerindeki testin gerçek olup olmadığını anın da öğrenebilirsiniz.

 

Akredite test istasyonlarının kurulması zaman alacaktır bu nedenle

Önceden alınmış test yetki belgeleri ile test yapmaya devam edilmeli fakat eski belgeler vize edilmemeli ve en geç 5 yıl içinde tüm tüpler gözden geçirilerek sağlıklı bir duruma gelmelidir.

 

Arkadaşlar, Çelik tüplerin belirlenmiş bir ömrü yoktur. Test yapılarak uzun yıllar kullanılabilir ama korozotif gaz doldurulan, tuzlu ortamlarda kullanılan tüplerde bu ömür çok daha kısadır.

Öte yandan test yapmak tüpün ömrünü azaltır. Metal yorgunluğunu unutmamak lazım. Tüpler gelişi güzel ve sık sık test edilmemelidir.

Güvenli ve herkes tarafından kabul edilmiş test istasyonlarına bu sebeple ihtiyaç vardır.

 

Dolum tesisleri kesinlikle tüp testi yapmamalıdır.

Çünkü;

-         Hiç kimse kendi tüpünü kolayca hurdaya ayırmıyor , müşteri kaybetmemek için müşteri tüplerine  toleranslı davranıyor

-         Az evvelde söylediğim gibi gereksiz test yaparak tüpün ömrünün azalmasına yol açıyor.

 

Eski tüpler oldukça ağır ve az gaz alıyor nakliye ve işçilik masraflarını hesap ettiğinizde bunları kullanmamak gerektiği ortaya çıkıyor.

 

Biz Devletten, bu konuda bir teşvik çıkarılmasını ve isteyen her firmaya tüpleri yenileme imkanı verilmesini istiyoruz. Bu kamu güveni açısından önemlidir. Hurda bir tüpün kime ne zaman zarar vereceğini hiç birimiz bilemeyiz.

Devletin vereceği teşvik, sıfır maliyetli kredi kullandırmak şeklinde olabileceği gibi hurda taşıtların tasfiyesinde olduğu gibi prim vererek de olabilir.

 

 

Büyük kargaşalardan biri de tüp mülkiyetlerinin tespiti konusunda yaşanmaktadır.

Benim bildiğim bu konuda açılmış birkaç dava vardır.

Mahkemeye müracaat ederek, şu firmada benim amblemimi taşıyan, tüpler var ve bu firma benim rızam dışında bu tüpleri bulunduruyor.

Tüplere el konularak tarafıma iadesine karar verilmesi tarzında bir dilekçe ile  mahkemeden alacağınız kararla firmaya  baskın yapabilir ve tüplere el koyabilirsiniz. Sonrası hukuki bir süreç ama bu süreçte tüpleri elinde bulunduran firma tüpleri kullanmaktan mahrum kalacaktır.

Zarar görecektir.

Tüplerin nasıl el değiştirdiğini ve bu işin yıllardır yapıldığını hepimiz biliyoruz.

Her firmada değişik tüpler var ve bu tüplerin ne zaman ve nereden geldiği artık belli değildir.

Satın almış olsanız bile uzun yıllar geçtiği için faturasını bulamayacaksınız.

Peki ne olacak ?

Bir firmanın üzerinde amblemi var diye yüzbinlerce tüp toplanıp bu firmaya karşılıksız verilecek mi ?

Bu haksızlık, haksız kazanç değimlidir?

 

Bu firma kuruluşundan beri piyasaya, bayisine hiç mi tüp satmadı ?

Bu sorunlara çok acil bir çözüm getirmemiz gerekiyor.

Biz özellikle satın aldığınız tüplerin faturalarını, depozito makbuzlarını, teknik dosyalarını mutlaka güvenli bir yerde saklayın diyoruz.

 

Çünkü, tüpler gaz firmasının en büyük yatırımıdır. Sermayesinin büyük bölümü tüpe bağlıdır.

 

Önceden alınan yada değişim yolu ile gelen tüpler için bir milat tarihi belirlenmeli ve tüpler elinde bulunduran firma adına tescil edilmelidir.

İşte burada Akredite test istasyonlarının değeri tekrar karşımıza çıkıyor.

Bu istasyonlar, kendilerine gelen tüplerin mülkiyet tescillerini de yapacak ve bu kayıtları saklayacaklardır.

Öte yandan, tüp değişimlerinin mümkün olduğunca yapılmaması ve müşteri tüplerinin doldurulduktan sonra sahibine verilmesi önem taşıyor.

Acil durumlarda, satış, depozito ve emanet yolu ile bu çözümlenebilir.

Bunun için mutlaka protokol yapın ve tüpünüz size tekrar iade edilmezse  elinizdeki  tüpü firmanız adına tescil ettiriniz.